ÇOCUK DANIŞMANLIĞI
Yaşamın en önemli bölümü olan çocukluk bireyin tüm yaşamını etkileyen en önemli bir dönemdir. Bundan sonraki yaşam bu dönemde edinilen alışkanlıkların üzerine inşa olur. Aile üyeleriyle olan ilişkileri, çocuğun diğer bireylere, nesnelere ve tüm yaşama karşı aldığı tavırların temelini oluşturur.
Aile aynı zamanda çocuğa, aile ve toplumun bir üyesi olduğu bilincini aşılar ve uyum biçimlerinin temelini atar.
Aileler zaman zaman çocuk yetiştirme konusunda ikilemler yaşar, nasıl davranacaklarını bilemezler. Özellikle ilk kez ana baba olan çiftler yanlış bir eğitim vermekten çekinirler. Kendilerine istedikleri gibi bir yol haritası çizmek için her zaman bir uzmandan yardım almakta fayda vardır.
Çocuk danışmanlığı, çocukların yaşamında en önemli unsur olan ailelerle çalışarak gerekli bilgilendirmeleri yapmayı, çocuklara bu yolla pek çok beceriyi kazandırmayı kapsar. Ailelerin ve çocukların keyifli, uyumlu bir ilişki yaşayarak yaşam kalitelerini arttırmayı amaçlar.
Kendine güvenli, okul , ev ve toplumsal hayatta daha iyi ilişkiler kuran bireyler olarak yetişmeleri içinde bulunulan toplumun düzeyini de yükseltecektir.
Kurumumuzda, alanında uzman kişilerce, çocuğun uyum bozuklularının giderilmesine yönelik oyun terapisi yapılmaktadır.
UYUM BOZUKLUKLARI
Çok geniş bir yelpazade gözlemlediğimiz uyum bozuklukları, hem çocuğun hem de ailenin yaşamını çok zora sokar. Ebeveynler kendilerini çaresiz hisseder. Kardeş kıskançlığı, fazla hareketlilik, uyku problemleri, yakın çevre ve akrabalarla olan ilişkiler, kardeşler arası geçimsizlik bu uyum sorunlarından sayılmaktadır. Çocuğun içe kapanık ya da şiddet gösteren olması yine aileleri zorda bırakan durumlardandır.
Uygun yaklaşım yöntemleriyle çocukların bu problemleri süreç içerisinde çözüme kavuşabilmektedir.
OKUL FOBİSİ
Kuvvetli endişe nedeniyle, çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul fobisi olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini tipik bir biçimde bedensel yakınmalarıyla dile getirmeye çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutmaları yolunda anne babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır. Mide bulantısı, karın yada baş ağrısı şeklindeki bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır uyanmaz görülmekte ve okula gitmemelerine karar verilir verilmez de kendiliğinden de kaybolmaktadır.
Okul fobisi, çocuğun okuldan, sosyal faaliyetlerden ve öğrenme yaşantısından uzaklaşmasına neden olduğundan, akademik ve sosyal gelişmeyi ciddi bir biçimde etkilemektedir. Akut okul fobisi olan çocukları okula bağlayabilmek ancak uzman terapistlerin yardımıyla olmaktadır. Sağlıklı bir gelişim ancak etkili bir davranış terapisi ve aile yönlendirme yöntemleriyle gerçekleşebilir.
ALT ISLATMA
Çocuklar mesane kontrolü gerçekleşinceye kadar, yani ortalama olarak 2-3 yaşlarına kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Çocukların hemen hepsinin idrar ve dışkı kontrolünü kazandıkları 4 yaşından sonra hala alt ıslatmanın devam etmesi “enuresis” adını alır. Tuvalet eğitimi , yeterli kas kontrolü gerektirdiğinden 2-3 yaşından önce gerçekleşemez. Anne babanın bu alışkanlıkla ilgili sert tutumu çocukta korku, hiddet ve endişe uyandırır. Çok erken yaşta tuvalet eğitimi, çocukların duygusal dengesini bozmaktadır.
Alt ıslatma tedavisinde, öncelikle organik nedenlerin araştırılması, uyku ağırlığının giderilmesi, ruhsal çatışmaların önlenmesi gerekir. Organik kaynaklı olarak altını ıslatan çocukların %2-3'ünden şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, mesane hastalıkları gibi sorunlar saptanmaktadır. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, idrarda bakteri olması gibi durumlar görülebilmektedir. Tedavi doğrudan çocuğa ve dolaylı olarak da anne- babaya yapılmaktadır. Doğrudan tedavi organik rahatsızlıklarda uygulanır.
Genellikle 7-8 yaşlarında civarında tedaviye başlanılmalıdır. Alt ıslatmanın kendisinden çok, çocuklara ailelerin ve toplumun yanlış davranışlarının zarar verdiğini unutmamalıyız. “Mesane eğitimi “ dediğimiz bir dizi uygulamayla kontrol altına alınabilen bu sorunda çocuğun benlik kavramı desteklenmelidir. Temel uygulama , çocuğun yatmadan önceki 2 saat boyunca fazla sıvı alımını önlemek, yatağa gitmeden önce ve gece belirlenen aralıklarla uyandırılıp tuvalete gitmesini sağlamaktır. Burada anne babaya büyük görev düşmektedir. Tek başına bu uygulamaların sonuç vermediği durumlarda mutlaka psikolojik destek alınmalıdır.
PARMAK EMME
Parmak emme, normal çocuklarda herhangi bir psikopatolojik etken olmaksızın 3-4 yaşına kadar görülen bir olgudur. Zararsız bir davranış olan parmak emmeye hemen hemen bebeklerin tümünde rastlanmasının en önemli nedeni anne karnında başlayan ve doğuştan sahip oldukları en güçlü refleks olmasındandır. 5-6 yaşlarında sona erdiği taktirde zararsızdır , ancak sürmesinin ardındaki psikolojik sorunların değerlendirilmesi gerekir.
Burada önemli olan, bir gerileme belirtisi sayılan bu alışkanlığı oluşturan etkenlerin ana-baba tarafından fark edilmesidir. Sözgelimi; yeni bir kardeşin doğumu çocuktaki bu süreci uzatabilir. Parmak emme kendi başına çocuklukta ve sonradan uyumu etkileyen bir alışkanlık değildir, özel bir düzeltici tedbir almayı gerektirmez. Ancak parmak emmeye başlayan veya bunu alışkanlık haline getirmiş çocuklara bu alışkanlıkları terk etmeleri için uygun olmayan cezaların uygulanması sonucu , birçok uyum ve duygusal sorunun ortaya çıkmasının nedeni olabilir. Yani parmak emme sürecinde anne babalar sabırlı ve soğukkanlı bir biçimde olaya yaklaşmalı sert önlemlerden kaçınmalıdırlar. Alay ederek ve eleştirerek sorun pekiştirilerek daha kalıcı hale gelebilir. Bu nedenle sürekli ilgiden kaçınıp uygun dilde açıklamalarla çocuğa yaklaşmak ailenin görevi olmalıdır.
Sorunun giderilemediği durumlarda mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.
TIRNAK YEME
Çocukluk ve ergenlik çağında çok görülen bir alışkanlıktır. Genellikle 4 yaşında görülmeye başlar. Tırnak yiyen çocukların ailelerinin çoğunda tırnak yiyenlere rastlanmaktadır. Tırnak yemek kendi başına düşünülmemeli, bunu yapmaya zorlayan nedenler ortaya araştırılmalıdır. Ergenlik çağında sosyal açıdan kabul görenlerin çoğu bu alışkanlığı bırakmaktadır.
Tırnak yemenin bırakılması için azarlama, cezalandırma gibi zorlayıcı önlemler çözüm değildir, hatta diğer bazı duygusal sorunların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Alışkanlık daha çok baskı altına alınmış heyecanların uygulandığı durumlarla ilgilidir. Üzüntü , gerilim, kaygı, saldırganlık, değersizlik, aile içi iletişim sorunları nedenlerin arasında sayılabilir. Anne- baba tartışmaları, boşanma ve ayrılıklar da etken olabilmektedir.
Çocuğun hangi durumlarda tırnak yediğini belirlemek ilk yapılacak değerlendirmedir. Çocuk ve anne- baba birlikte ve ayrı-ayrı danışmaya alınarak zorlanma yaratan durumlar üzerinde konuşulmalı ve çocuğun kendine olan güveni pekiştirilmelidir. Psikolojik nedenlerin saptanması sonrasında uygulamaya yönelik davranış değişikliklerini içeren destek sürdürülmelidir.
ÇOCUKLARDA TİKLER
Genellikle erkek çocuklarda ve erken yaşlarda ortaya çıkar. İstemli çalışan, çizgili beden kaslarında istemdışı ortaya çıkan aralıklı kasılmalar olarak tanımlanabilir. Tiklerin nedenlerinden biri taklittir. Bazen küçük yaşlarda çocuklar ana-baba, öğretmen ve oyun arkadaşlarının bazı hareketlerini taklit ederken onların bazı davranış kusurlarını da edinebilir. Bunlar daha sonra alışkanlık haline gelir. Diğer önemli nedenleri korku, tedirginlik, kaygıdır. Çocuğun güvensiz oluşunda yakın çevre koşullarının ve aile içindeki etkileşimin rolü büyüktür. Çocuğun ailedeki, okuldaki ve yakınlarıyla olan çatışmaları ve bunların nedenlerinin bulunup ortadan kaldırılması uygun ve köklü tedbirlerdir.
Anne baba çocuğa güven vermeli “tik”i üzerinde durmamalı, cezalandırma yoluna gitmemelidir.
Çocukta tik görüldüğünde , bir uzmana başvurmak gereklidir. Öncelikle tike neden olabilecek organik nedenler araştırılmalı, sonra psikolojik kökenli olduğu saptanan sorunlarda bireysel ve oyun terapisi yoluyla gerekli tedavi uygulanmalıdır.